Simi Vadisi Seyircileri

CanerFlenktir
6 min readMar 28, 2022

--

Kaynak: https://redkahina.substack.com/p/from-2006-simi-valley-spectators?s=r

Rodney King videosunu izlemenin, izleyen için hiçbir karmaşıklığı yoktu. Bir polis çetesi bir adamı döverek öldürmeye çalışıyor. Çetenin mahkeme savunması videoyu televizyon izleği haline getirdi. Onu kurgulayarak ve jüri üyelerini her darbeyi ayrı ayrı görmeye davet ederek — zaten jüri üyeleri de bir ‘yanlış anlama’ görmek için bahane bulmaya dünden hazırlardı- genele bakış yasaklandı, bağlam silindi ve böylece gerçekliğin yerine, gerçeğin mutlak karşıtı bir gösteri geçti: kendilerini yere serilmiş ve yarı baygın bir adamın yönelttiği tehdide karşı (“beceriksizce” ve “orantısız güçle”) savunan bir polis çetesi bir sorun olarak gösteriye dahil oluverdi.

Aynı teknik, şirketleşmiş medya tarafından Beyaz Saray’ın çıkarına kullanılıyor. Televizyon, gerçekliğin her bir parçasının kendi karşıtının gösterisine dönüştürülmesi ve bu parçaların asla yeniden bir araya getirilmemesi için, bizi Bush çetesinin politikalarını reklamlar ve müzikle bölünmüş parçalar halinde izlemeye davet ediyor. Bush’un programını, her biri ayrı bir anlatıya ve karakterlere sahip farklı televizyon programları olarak bir birinden bağımsız bölümlerde izlemeye davet ediliyoruz: Irak Şovu, Katrina Şovu, Haiti Şovu, Enron Şovu. Bu şovların yanlış yorumlanmasını (“hata olmuş”, “beceriksizlik kaynaklı” gibi) sağlamanın ve yaygınlaştırmanın püf noktası, şovların her birinin bir diğerinden, aldatıcı ve planlı şekilde izole edilmesi, bağlamın ve bağlantının yasaklanması, izole edilmiş her bir şova dair gerçeklerin (yani Bush çetesinin finansal ve siyasi politikalarının parçalanamayacak bir kısmı, bir “hata olduğu” söylenemeyecek herhangi bir eylemi) “manasız-olduğu–ortada” ve “anektodal” olarak damgalanmasıdır.

Ayrı ayrı ele alınan ve aynı yapıya fayda sağladıklarını fark etmek yasak olan her bölüm, biraz kafa karıştırıcı olacak kadar manipüle ve deforme edilir, ancak birlikte görüldüklerinde tüm hikâye apaçıktır. Her bir bölüm izole vakalar halinde, hazırlıksızlık, aptallık, tembellik, kendini beğenmişliğin yol açtığı dikkatsizlik, yanılsama, dezenformasyon veya liyakatsizlik nedeniyle çözülemeyen, öngörülememiş bir sorun olarak ilan edilir. Ana tema her bir bölümde tarihsiz yeni karakterler olarak karşımıza çıkan kahramanların “sorumsuzluğudur (sorumluluğun yokluğu/karşıtı). Her segmentin izole edilmiş olması sadece yanlış açıklamalara yol verilmesinin teminatıdır. Ama televizyonu gözardı eder ve bir bütün olarak tüm girişimin politikasına bakarsanız, bir çetenin korunmasız bir adamı ölümüne dövdüğü Rodney King videosunda olduğu gibi, Bush çetesinin ne yaptığı çok açıktır. Birbirinden ayrılmış dört bölüm de aynı modus operandiye sahiptir, aynı propaganda örtüsüne, aynı dolandırıcılığa ve tutarlı bir sonuca: — muazzam kâr, kitlelerden kliğe muazzam bir servet transferi. Televizyonda yayınlanan her vakada aynı hile vardır: Enron, kendisini Kaliforniya’ya enerji çözümleri ve hissedarlara kâr sağlayan bir oluşum olarak tanıtır. “İflas” ansızın bir meteoroloji olayı gibi çıkıverir. Bu hilenin arkasında yönetim, kendi kârı için şirketi emer ve kasten iflas ettirir. Kârını elinde tutar, beceriksizliğini itiraf eder ve küçük bir törensel bedel öder. Katrina’da FEMA, kendisini kurtarma ve afet yönetimine adanmış bir organizasyon olarak tanıtır. “Doğal afet” ortaya çıkıverir, Allah’ın işi. Enron yönetimi gibi, FEMA yönetimi de yepyeni bir televizyon dizisinde yeni bir başkarakter olarak ortaya çıkar ve onlar da beceriksizdir, görevlerinde başarısız olurlar. Bu hilenin arkasında, kasten ve kurnazca yürütülen aynı servet transferi operasyonu sürmektedir. Irak Gösterisi, Haiti Gösterisi, 9/11 Gösterisi hepsi aynı tür dizilerdir. Akılalmaz şekilde birbirini tekrarlayan bu öyküleri yutmak için, sadece her bir bölümün diğerinden izole olduğunu kabul etmemiz yeterlidir, televizyon bizi her bir mini diziyi veya programı kendi evrenine geçen bir televizyon dizisi veya programı olarak izlemeye alıştırmıştır (Süpermen Huxtable’ların evine gelmez, Law and Order dünyasında X-Files olaylarına dayalı davalar olmaz , İsa Mesih resüsitasyon girişimleri için ER dizisinde acile kaldırılmaz) Bizimki, televizyon izleyicilerinin kısa vadeli, fazlası yasaklanmış hafızasıdır.

Bush çetesi gösterideki “imajlarını” umursamaz; bu imajın işletmeleri için etkinliğini önemserler. Gösteriye aldanmazlar; onu manipüle ederler. Bir bütün blok olarak değil, rakiplerinin ve düşmanların bilinçli ve bilinçsiz işbirliğiyle, çok ustaca ve baskın bir şekilde. Irak’ı, ABD’nin enerji piyasalarının ait olduğundan farklı bir gerçekliğe ait olarak görmezler, “Irak Şovu’nu, gösterideki Enron Şovu’ndan farklı bir gerçekliğe ait saymazlar — ikisi de kendi girişimlerinin ve gerçekliklerinin lehimsiz unsurlarıdır. Onlar finans-kapital, onlar petrolün, New Orleans gayrimenkullerinin, biyolojik silahların, uyuşturucunun ve Iraklı emeğinin para olduğunu biliyorlar, yarın bir Çin veya Haiti merdiven altı atölyesinde ortaya çıkabilecek, Suudi borsasına akan veya Venezüella borsasından kaçan para. “ABD”nin sonunda Irak’taki savaşı “kaybetmesi” umurlarında değil; o da kabul edilebilir bir ihtimaldir, tıpkı Ekim Sürprizi’nin, İran-Kontra’nın teşhir edilmesinin, mahkumiyetlerin, Dünya Mahkemesi tarafından kınanmanın kabul edilebilir bir ihtimal olması gibi. Bunlar yaşandılar ve gözyaşı, ıstırap veya önemli olumsuz sonuçlar olmadan halledilip hepsinin üstesinden gelindi. Bunların hiçbiri işi mahvetmedi; yapılan düzenbazlığı gereksiz ya da pişman olunacak bir şey kılmadı; bu olasılık zaten öngörülmüştü ve bunun girişim için hiçbir caydırıcılık unsuru olmadığına karar verilmişti. Onlar kariyer sahibi askerler değiller; kariyer sahibi istihbarat bürokratları değiller; vatansever veya etnik milliyetçi değiller, onlar çok ileri düzeyde finans-kapitalistler. “ABD”nin Vietnam’da, Afganistan’da veya Kosova’da “başarısız olduğunu” düşünmüyorlar. Dünya onlara İmparatorluğun Viktorya Dönemi’nden kalma bir ergen macera romanı kılığında görünmüyor. Gösteride bir ulusal yapının ‘savaş kazanması’ onlar için önemsizdir; ulusal bir yapının ‘sahada savaş kazanması’ onlar için anlamsızdır; milletler ve savaşlar denen kurguları aşmışlardır, geçmişin efsaneleriyle ve şimdinin gösterişli hikâyeleriyle, tüm bu soyutlamalarla büyük bir ustalık ve esneklikle oynarlar. Kapitalist bir imparatorluğun SSCB tarafından bozguna uğratılmasını güya kutlamak ve hatta zaferden pay almak için Auschwitz’e çöktüler, ‘Kaybeden’in kavuğunu, parasını, örgütlenmesini ve personelini alıp ve savaşı devam ettirip ikinci turda kazandılar. “ABD” “aşağılanmışsa”, “Enron” “rezil olmuşsa” bunların son tahlilde önemi yoktur; bunların hepsi televizyonda olur; bunlar kuklaların fısıltıları, sirklerden başka bir şey değildir.

Bu özel mini-diziler, Opssss I, Oppppps II, Opppppps III, söz konusu kliğin elinde, birçok önemli merkez bankasından daha büyük miktarda sermaye toplanmasıyla sonuçlandı. ABD hazinesinin despotik kontrolü ile beraber, bu kliğe tarihte eşi benzeri görülmemiş bir sermaye hakimiyeti verdi -mutlak kontrol değil ama baskın hakimiyet-. Irak savaşı, güçten düşmüş ama en azından itibari adı olan Kongre’nin kontrolünün dışında büyük meblağların Irak hazinesinden bu kliğin eline aktarılmasını sağladı. Bizden bu tarihte eşi benzeri görülmemiş birikimin tamamen bir kaza olduğuna inanmamız isteniyor, bir dizi şanssız zar atılıyor ve daha sonra, asla planlamadıkları/ yol açmadıkları/öngöremedikleri; kendi beceriksizlikleri / Allah’ın işi / kalabalıklar kaynaklı bazı fırsat / sorunlara çok acil müdahale edilmek zorunda olunduğu için bunların yaşandığını öğreniyoruz. Akılalmaz kronik beceriksizliklerinin yol açtığı felaketler karşısında, mucizevi bir ustalık, beceri ve kabiliyet ortaya koyuyorlar: en imkânsız olasılıklar gerçek oluyor, tamamen hayalî veya imal edilmiş bir kötülükten, dış düşmanlardan veya doğal afetlerden doğan sorunları, beceriksizlikleri veya yetersizlikleri nedeniyle çözememeleri onlara yenilmezlik bahşediyor.

Öncü kapitalist kliğin bir masal görülen “Devlet” karşısındaki duruşunu araştırmak, “kuramlaştırmak” boşunadır. Onlar için bu bir masal değil, insan eylemiyle manipüle edilebilen, kullanılabilen, ortadan kaldırılabilen, dönüştürülebilen ve ayarlanabilen belirli bir maddi gerçeklikler dizisidir. Ona tapmazlar ya da onu fetişleştirmezler; tarihi şekillendiren gerçekten bağımsız bir güç olarak ona inanmazlar. Devletin itibarını, o itibarın kendi işletmelerine hizmet ettiği haller dışında, umursamazlar. Onu sevilesi bir nesne sanmazlar ve onunla özdeşleşmezler. Gösteri onları “ABD” olarak adlandırdığında bunu kabullenebilirler ancak bunun gerçek adları olmadığını bilirler, bu sadece onların sembolleri veya gamalı haçlarıdır, kullanışlı bir marka ve maskedir. Eylemlerini rakiplerinin ve halk kitlelerinin denetlemesini sağlayan devlet organlarına düşmandırlar, bu organları parçalamak veya daha-sonra-kullanmak-üzere-el-koymak için çalışır, genelde başarırlar. Sermaye klikleri bunu çeşitli yollarla yaparlar, ABD’de bu, devletin kendisinde, yasalarında, kurumlarında, kaynaklarında, meşruiyetinde köklü değişiklikleri içerir; Avrupa Birliği’nde ise tek tek devletlerde bu değişiklikler güçlükle ilerlediği için, bu devletlerin tekil yasama ve demokrasi kurumlarının bastırılması amacıyla, devletlerin üstünde bir üstyapının yaratılmasına çalışılmaktadır. Zira bu devletleri tamamen devreden çıkarmak direniş nedeniyle fazla zor görünmektedir.

Aynı zamanda, önde gelen sermaye kliği, Devletin diğer organları üzerinde kendi kontrollerini ve bunları kullanma kapasitelerini geliştirmek, bu yönleri kendi birikim girişimlerinin hizmetine sunmak için çalışırlar: her şeyden önce Devletin halkı adına söz konusu klikten ve diğer kaynaklardan borç alma ve bu parayı armağan olarak gerisin geriye kliğe aktarma, insanları kontrol edip varlıklarına el koymak için bu parayı ekonomi dışı yöntemlerde harcama işlevini kullanırlar. Baskın sermaye kliği, teşebbüsü için verimliliği artırmakta, rekabeti ve engelleri azaltmakta Devleti araçsallaştırmaya çalışır, devletin bağımsız gücünü sadece rakiplerinden ve halktan korunmasını sağlamak için lazım olduğunda destekler; hakimiyeti tam olarak ele geçirdiğinde ise devletin göreceli bağımsızlığı baş belası olarak görülür. Aynı durum uluslararası hukuk kurumları için de geçerlidir, savaş hukuku, insani BM kânunları, DTÖ ve diğer yasal kurumlar sadece ihtiyaç olduğunda desteklenir, kliğin artan gücünü frenlemeye başladığında zayıflatılırlar.

Son yirmi beş yılda, bu yapının planlama, sabır, acımasızlık ve becerisindeki ilerlemeyi görmek mümkündür. Bu, tuhaf bir ideolojinin değil, kapitalizmin kendisindeki sınıf mücadelesinin dinamiklerinin sonucudur. Bu, yenilgilere, gerilemelere ve zoraki tavizlere ayak uyduran, fırsatlara açık olmaya çalışan, zaferlerini kapitalize eden, durmak bilmeyen birikim çabasıdır. ABD’nin iç ve dış politik taktikleri ve söylemlerindeki değişimler, birbiriyle çatışma halinde olan farklı kapitalist vizyonların gelgitlerinin değil, bir değişimin, bazı çelişkilerin sonucu olarak gerçekleşen tarihsel bir ilerlemenin sonucudur. Bu çelişkilerde öncü kapitalist klik en güçlü oyuncu konumundadır, zamanla ve gücünü artırmak için uyguladığı –her daim kazanmayan, sürekli direnişle karşılaşan- başarılı strateji ile daha da fazla güçlenmiştir.

--

--